Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

16 Temmuz 2000 Pazar, MİLLİYET 
 
Meral TAMER Fotoğrafı: 7727 bayt
Türk sigara tiryakisinin tazminat hakkı yok

       Prof. Turgut Öz: "Sigara, kusuru baştan bilinen bir ürün, ama üretimi ve satışı serbest. Bu yüzden tüketici dava açsa da yasalar önünde haklı çıkmaz"

       Türkiye’de bir sigara tiryakisinin mahkemeye başvurarak sigara üreticilerinden tazminat istemesi haddine mi düşmüş! Bizim tüketicimiz, doktor hatası sonucu kolunu - bacağını kaybettiğinde tazminat alabilirse, öpsün de başına koysun!
       Avukat Cengiz Hortoğlu, son yıllarda bu kısır döngüyü kırmaya uğraşıyor. Üstlendiği davalarda 16 milyar lira tazminata hak kazanmış müvekkili var (bakınız yandaki ve alttaki sütunlar)
       1994 ekiminde Uludağ soda şişesinin yüzünde patlaması sonucu tek gözünü kaybeden Ayhan Bellisoy ise bizim tespitlerimize göre Türkiye’de bugüne dek en yüksek tazminatı alabilmiş tüketici. Dava 5 yılda sonuçlanabildi ve Bellisoy geçen yıl 40 milyar lira aldı. (bakınız yandaki sütunlar)
       Bizim saptayabildiğimiz kadarıyla Türkiye’de bugüne kadar sigara üreticilerine karşı mahkemeye başvurmuş bir sigara tiryakisi yok. Tüketici hukukunda uzman, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Turgut Öz, bugünkü yasalarımız çerçevesinde sigara tiryakisinin mahkemeye başvursa bile tazminat almasını mümkün görmüyor. Öz diyor ki:
       “Borçlar Kanunu’na göre tüketicinin tazminata hak kazanabilmesi için malın ayıplı, bozuk olması gerek. Sigaranın zaten zararlı, kusurlu olduğu baştan biliniyor. Ama öte yandan da üretilmesi ve satılması serbest. Yani nikotinin zararı bilindiği halde sigara satışına yasalar izin veriyor. Buna karşılık toplum sağlığını koruyan ayrı bir yasa da yok. Dolayısıyla bizdeki sigara tiryakisi dava açacak olsa da, zararını bile bile kullandığı bir üründen dolayı tazminata hak kazanması söz konusu değil. İzin verilmiş bir faaliyet olduğu için sonuç alınamaz."
       Pekiyi Amerika’da bu nasıl mümkün olabiliyor?
       Prof. Turgut Öz diyor ki: “Amerikan ve İngiliz hukukunun kendine has özellikleri vardır. Orada genel anlamda bir Ceza Kanunu, bir Borçlar Hukuku, bir Medeni Kanun pek yoktur. Biliyorsunuz İngiltere’nin bir Anayasası bile yoktur. Oralarda hakimler, kendi kararlarıyla hukuk yaratırlar. Hakimler çok serbesttir ve daha önceki hakimlerin verdikleri kararlara, eski mahkeme içtihatlarına bakarak hüküm verip, “Kamu yararına görüyorum" diyerek hukuk yaratabilirler.
       Bizde ise hakimler “Bence bu suç olmalı, bence bu hukuka aykırı" diyerek karar veremez. Ama örneğin yasalar 18 yaşından küçüklere sigara satışını yasaklamışsa ya da bandrol koymayı zorunlu hale getirmişse, bu esaslara uymayanlar hakkında dava açılabilir.

İngiliz Marlboro’da var da Türk Marlboro’da niçin yok?

       Amerika’da bir Marlboro ya da Camel sigarası satın aldığınızda, içindeki nikotin ve katran oranı, paketin üzerinde gözünüze sokacak şekilde yazılmıştır.
       Pekiyi ya Türkiye’de?
       Amerika’da milyarlarca dolar tazminat ödemeye mahkûm edilen Philip Morris, R.J.Reynolds gibi şirketler, bırakın Türkiye’de ürettiklerini, ülkemize ihraç ettikleri sigaraların üzerine bile bu oranları yazma gereğini duymazlar. Çünkü bizim ülkemizde sigara üreticilerini buna zorlayan bir hüküm yoktur.
       İthal sigaralarda da yerli sigaralarda da ne kadar zehirlendiğimizi bilme hakkımız bile yoktur ki, kalkıp bizi zehirliyorsunuz diye dava açabilelim!
       Yerli sigara paketlerinin üzerine nikotin ve katran oranını yazdırabilmek için 2 yıl kadar önce epey uğraş verdik. Sanayi Bakanlığı, Türk Standartları Enstitüsü, Sağlık Bakanlığı ve Tekel arasında mekik dokuduk. Ancak başarıya ulaşamadık.
       Efendim bizim sigara fabrikalarımızda her sigaranın içine eşit ve sabit miktarda nikotin ve katran koyabilecek teknoloji bile yokmuş. Yani bir paketteki 20 sigaradan birinde çok diğerinde pekâlâ az miktarda nikotin ve katran bulunabilirmiş. Önceden belirlenmiş sabit bir miktarı paketin üzerine yazacak olsalar, yalancı çıkarlarmış.
       Pekiyi ya Philip Morris’e ne demeli? Onların İzmir yakınlarındaki fabrikası da geri teknoloji mi? Hiç sanmıyorum. Ama resmi otorite zorlamadığına göre neden paketlerin üzerine ürkütücü bilgiler yazsınlar ki?

Türkiye’de en yüksek tazminat 40 milyar

       ABD’de katrilyonlarla ifade edilen rakamlara karşı Türkiye’de şu ana kadar bir tüketiciye ödenen en yüksek tazminat, 40 milyar lira.
       Tazminata hak kazanan THY teknisyeni Ayhan Bellisoy, 1994’ te hatalı doldurulan bir şişe Uludağ soda yüzünden tek gözünü kaybetti. O tarihten sonra hukuk mücadelesini avukat Raif Ertem ve Tüketiciyi Koruma Derneği’nin (TÜKODER) desteğiyle sürdüren Bellisoy, tazminatını 5 yıllık gecikmeyle 1999’da alabildi.
       Bellisoy, hakkını aramada gösterdiği kararlılıkla Sanayi Bakanlığı’nın 1998’de ilk kez verdiği “en iyi tüketici" ödülüne de layık görülmüş, ancak ödülü aldığı sırada tazminat talebi “fazla yüksek bulunarak" Yargıtay tarafından geri çevrilmişti.
       Olaydan sonra Bellisoy’un hayatının nasıl alt üst olduğuna baktığımızda, Türkiye için rekor sayılan tazminatın yetersizliği de ortaya çıkıyor.
       Bellisoy Carrefour’dan satın aldığı ve daha alışveriş torbasından bile çıkarmadan arabanın bagajında yüzüne patlayan Uludağ soda yüzünden 3 ameliyat geçirmek zorunda kaldı. Ancak bu operasyonlardan hiçbir fayda görmediği gibi kortizon yüzünden böbrekleri şişti ve kalbi büyüdü. Meslek yaşamı ise önemli ölçüde sekteye uğradı. Bellisoy THY’de uluslararası sertifikaları olan birinci sınıf bir teknisyendi. Tek gözünü kaybettiğinden beri geri görevde.
       Kadıköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesi, Tüketici Yasası’nın müteselsil sorumluluk ilkesine dayanarak hem Uludağ Gazoz’u hem de Carrefour’u kusurlu buldu ve her iki firmayı da 19’ar milyar lira tazminat ödemeye mahkum etti.
       Geçtiğimiz yıl alabildiği tazminatıyla başını sokacak bir ev aldığını söyleyen Ayhan Bellisoy, “Bana gözümü geri versinler, ben onlara 40 milyar lirayı geri ödemeye hazırım" diyor.